SÜTTE ÖLÜMCÜL HİLE!

yazarı: ctiy |kategorisi: Saglik |Tarihi: 4/11/2008



SÜT ALIRKEN DİKKAT EDİN!
Gözümüzü açar açmaz tanıştığımız süt ve süt ürünleri, 7'den 70'e herkesin vücudu için gerekli olan bütün besinleri barındırıyor. Büyüme ve gelişmenin temel yapı taşını oluşturuyor, içerisinde kalsiyumun yanı sıra, potasyum, fosfor ve protein bulunuyor. Ancak, yapılan akıl almaz hilelerle, büyümenin temeli süt ve süt ürünleri öldürücü bile olabiliyor. Süte un ve nişasta karıştırıldığını söyleyen Medical Park Göztepe Hastanesi Diyetisyeni Hülya Çağatay, süt ve süt ürünlerinde yapılan hilelerin, besin zehirlenmelerinin en önemli nedeni olduğunu, yapılan hilelerin ölümlerle sonuçlanan rahatsızlıklara bile sebep olduğunu söyledi.

BAKTERİLER YOK OLUYOR

Diyetisyen Hülya Çağatay, akıl almaz hileleri ise şöyle sıraladı:

* Sütü daha yağlı kıvamda göstermek için un ve nişasta katılıyor.

* Bakteriyel faaliyeti önlemek için formaldehit, borik asit, hidrojen peroksit gibi bakteri öldürücü özellikte maddeler katılıyor. Bu maddeler zararlı bakterileri yok ederken yararlı olanları da yok ediyor.

* Ayrıca sütün uzun süre kesilmeden kalabilmesini sağlamak amacıyla bir diğer başvurulan hile yöntemi ise çoğunlukla sütün pişirilmesi oluyor.

RENGİNE DİKKAT EDİN

* Eğer sütün renginde morarma varsa ya da kokusu keskinse muhakkak bozuktur.

* Sütün hileli olup olmadığını vatandaşın anlaması oldukça zor. Fakat sütün içine su karıştırıldığında rengi açılır, kokusu ve tadı değişir. Tüm bunlardan üründe hile olup olmadığını, ayırt etmeye çalışabiliriz. Ancak her ne olursa olsun tam olarak emin olabilmeniz mümkün değildir.

Uzun ömürlü süt almayın

Dr. Hülya Çağatay: Pastörize günlük süt tüketin. Uht sütleri yani kutudaki uzun ömürlü sütleri ve pazarlarda satılanları önermiyoruz. Çünkü, cam şişedeki günlük sütte insan vücudu için yararlı olan bakteriler bulunmakta. Bu bakteriler uht sisteminde yaşamaz. Günlük sütten yoğurdunuzu, hatta yine aynı sütten çok sağlıklı olan ve kalsiyum içeriği yüksek olan çökeleğinizi de kendiniz yapabilirsiniz.

Kapaklara dikkat!

Paketli ürün alacaksanız, en çok dikkat edilmesi gereken husus, ürünün kapağının bombe yapmış olmaması ve kutuların hava yapıp şişmiş olmaması. Şişme, koku gibi durumlar mikroorganizma üremiş olduğunu gösterir.

Yılda 12 litre tüketiyoruz

Peynir ve süt pazarı hakkında bilgi veren Türkiye, Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı Erdal Bahçıvan, şunları kaydetti: 3 Türkiye'de kişi başı ambalajlı süt tüketimi 6 yılda 2'ye katlandı. 3 Ambalajlı süt pazarı yıllık yüzde 9 büyüyor. 3 Yıl sonunda toplam ambalajlı süt pazarının 978 milyon litre olacağı öngörülüyor. Bir bu kadar daha açıkta süt satıldığı tahmin ediliyor. 3 Türkiye'de yıllık süt tüketimi yaklaşık 12 litreyken, Avrupa'da bu rakam 3 katı civarında.

Ambalaj açılmazsa 4 ay taze kalıyor

Ülker Gıda ve İçecek Grubu Başkanı Mehmet Tütüncü, günlük 2 bin 100 ton üretim kapasitesi ile Türkiye'nin ve komşu coğrafyanın en büyük süt ve sütlü ürünler üreticisi olduklarını söyledi. Tütüncü, ambalajlı ürün tercih edilmesini ve paketlenen sütün, ambalajı açılmazsa 4 ay tazeliğini koruduğunu kaydetti. Ülker Gıda ve İçecek Grubu Başkanı Mehmet Tütüncü, günlük 2 bin 100 ton üretim kapasitesi ile Türkiye'nin ve komşu coğrafyanın en büyük süt ve sütlü ürünler üreticisi olduklarını söyledi. Tütüncü, ambalajlı ürün tercih edilmesini ve paketlenen sütün, ambalajı açılmazsa 4 ay tazeliğini koruduğunu kaydetti.

Aklınızda bulunsun...

Kaynayınca besinler ölüyor


* Diyet sütlerin besin değeri daha mı azdır?

Gıda Güvenliği Derneği (GGD):
Hayır, değildir. Diyet sütlerde yağ miktarı azaltıldığı için daha düşük kalorilidir.

* Hayvanların aldığı hormonlu yemler sütü etkiler mi?

GGD:
Evet, etkiler. Fakat Türkiye ve AB'de hormon kullanımı yasaktır. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Kalıntı İzleme Sistemi kapsamında düzenli olarak numuneler alıp analizler yaparak hayvan yemlerinde hormon kullanılıp kullanılmadığını tespit eder.

* Laktik asit insan sağlığına zararlı mıdır?

GGD:
Hayır değildir, süt asiti olarak da bilinir. Her insanın vücudunda oluşan tabii bir organik bileşiktir.

* Sokak sütü ne kadar süre kaynatılmalıdır?

GGD:
Kaynatma yöntemiyle sütün içindeki tüm bakteriler yok edilemediği için kesin bir süre vermek mümkün değildir. Aksine kaynatma yöntemi sütün besin değerinin azalmasına da neden olmakta.

(Takvim)
Saglik

Sigarayı bırakmanın alternatif yöntemleri

yazarı: ctiy |kategorisi: Saglik |Tarihi: 31/10/2008

HTML clipboard On yedi senelik sıkı bir sigara tiryakisiydim. Öyle ki, bu on yedi sene içinde bir gün olsun tiryakiliğime ara vermişliğim de yoktur. Bırakmayı denediğim günler oldu olmasına, ama güneş henüz tepemize çıkmadan, benim tepem atıyor, dayanamayıp yakıyordum bir tane. İrade zayıftı anlayacağınız; lakin sadece tek mazeretim bu değildi tütünden vazgeçemeyişimin. Sigara içmeyi çok seviyordum. Sanırım tiryakiliğin en tehlikeli olanı, sigara içmeyi seveninden olmak.
 
 Sigara içmeyi bir tür keyif olarak algılayıp, onu bırakmayı da sadece nikotinin zararlı etkilerinden değil, aynı zamanda hayatın bir keyfinden vazgeçmek olarak gördüm bunca zaman. En yakın arkadaşınızla bir fincan kahve eşliğinde dedikodu yaparken, iyi bir yemek sonrası tavşan kanı çayınızı karıştırırken yada bir akşamüstü kumsalda uzanmış, buz gibi biranızı yudumlarken sigara tüttürmek adeta beynimin kayıtsız şartsız emriydi. Ta ki, hamile kalıncaya dek.
 
 Sigarayı bırakabileceğimi asla düşünmüyordum. Çevremden, ki özellikle de annemden gelen baskılara cevabım asılsız bir tekerleme niteliğindeydi: “Hamile kalınca bırakırım.” Bunu söylerken de, gerçekliğine hiçbir zaman inanmadığımı itiraf etmeliyim. Zira bugüne dek hamile kalıp, sigarayı bırakanı görmedim. Hemen hemen tüm hamileler tek tük de olsa, gizli saklı sigara içerler. Tiksinip de bırakana da hiç rastlamadım. O yüzden sözlerim annemi kandırmaktan öteye gitmiyordu.
 
 Hamileliğimin ikinci ayında bir mucize oldu ve ben sigaradan tiksindim. Hem de nasıl bir tiksinme, anlatmam çok zor. Eşim sigarasını balkonda içerken bile kokusunun kapalı pencere ve kapılardan sızdığını duyuyor ve öğürerek lavaboya koşturuyordum. Hatta sırf bu yüzden bazı TV dizilerini bile izleyemez oldum. Mesela e2 kanalındaki ‘Mad Men’ adlı dizi ilgimi çektiği halde, karakterlerin ha bire sigara içmelerini seyretme tahammülüm olmadığı için izleyemedim.
 
 E, artık mecburen de olsa sigarayı bırakan biri olarak, oyun tersine döndü ve ben çevremdekilere, özellikle de eşime baskı yapmaya başladım sigarayı hayatından çıkartması için. Çok azalttı azaltmasına ama bırakmayı henüz başaramadı maalesef.
 
 Tanıdığımız bir amca anlatmıştı: Yıllar sonra köyüne gittiğinde, o gün tesadüfen köye elektrik bağlandığına şahit olmuş. Hatta köylü “Ayağın uğurlu geldi” babında laflar etmiş bu amcaya. Akşam otururlarken, elektrikler kısa bir süreliğine kesintiye uğradığı için, yıllardır aydınlandıkları yönteme başvurmuşlar ve bir gaz lambası yakmışlar. Aralarında bulunan, o köyün yerlilerinden çok yaşlı bir teyze burnunu kıvırarak atlamış: “Öff, pek pis koktu!” İşte benim durumum da o yaşlı teyzeye benzedi biraz. Yıllardır gaz lambasıyla aydınlanan teyze, birkaç saat elektrik gördükten sonra gaz lambasının pis koktuğunun farkına varıyor ne hikmetse. İnsanoğlu bu, olur!
 
 19 Mayıs yakın. Sigara bırakmanın alternatif yöntemlerinden biri her ne kadar hamile kalmaksa da, biri de devlet yaptırımına boyun eğmek. Sigarayı bırakmamız için devlet sıkıştırmaya başladı. Kamu hizmet binalarıyla koridorlar dahil olmak üzere her türlü eğitim, sağlık, spor ve eğlence yerlerinin kapalı alanlarında sigara içilmesini yasaklayan Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun 19 Mayıs’ta uygulanmaya başlayacak. Kahvehanelerde, lokanta ve kafeteryalarda yasa 19 Temmuz 2009'da yürürlüğe girecek; ancak bunun dışındaki hemen her yerde sigara içme yasağı, 19 Mayıs itibariyle uygulanmaya başlanacak. Yasak alanlarda sigara içenlere 50 YTL, sigara paketini ve izmaritini yere atanlara ise 20 YTL’lik para cezası kesilecek.
 
 E durum böyle olunca, sigarayı bırakmak hem sağlığa hem de cüzdana faydalı olacak. Hala bırakmayı çok denedim ama bir türlü başaramadım diyenlere bir başka seçenek daha önermek istiyorum: Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, mucizevi bir yöntem öneriyor. Söz konusu formül tamamen bitkisel. İşe yarar mı bilmiyorum, ama denemesi bedava.
 
 Aktarlarda da bulunabilen ve Türkiye’de yetişen karabaş otunun dünyanın hiçbir yerinde aynısının bulunmadığını sözlerine ekleyen Saraçoğlu, “Bir tatlı kaşığı karabaş otunu bir su bardağı suda 3 dakika hafif ateşte kaynatıp içiyorsunuz. Gün atlayarak, bu çayı içmelisiniz. Bir gün arayla içilmeli” diye öğütlüyor ve yolculuk durumlarındaysa “Karabaş otunun saplarından 5-6 tane yanınızda bulundurun. Bunları çiğneyebilirsiniz. Yutmanızda da herhangi bir sakınca yok” önerisini yapıyor.
 
 Sigara bırakmak kolay iş değil. Ben televizyonda bile sigara içenleri seyretmeye dayanamazken, ilginçtir ki, geceleri rüyalarımda sigara içtiğimi gördüm aylarca. Bu denli tiksiniyorken, bu meretin rüyalarımı süslemesi kolay açıklanabilecek bir durum değildir. Artık eskisi kadar tiksinti duymuyorum; lakin artık rüyalarıma da girmiyor sigara. Bebeğim dünyaya geldikten ve hormonlarım eski haline döndükten sonra ne olur bilmiyorum. Niyetim asla tekrar bu belaya bulaşmamak; umarım başarırım.
 
 Sigarasız ve sağlıklı günler dileğiyle…
Saglik

Aşk insan kişiliğini bozuyor

yazarı: ctiy |kategorisi: Saglik |Tarihi: 31/10/2008

image Aşk nedir, ne değildir...

Aşk muhakeme yeteneğini etkisiz hale getirip insanı divane edebiliyor. Nasıl mı?..

Kişilik bozukluğuna neden oluyor

Aşkın, beyinde muhakeme yeteneğini çalıştıran bölümü etkisiz hale getirdiği, beyindeki kimyasallardan serotoninin aşıklarda ve saplantılı kişilik bozukluğu olanlarda aynı seviyede olduğu belirlendi.

Muhakeme yeteneğini de yitiriyor

Araştırmada insana müthiş mutluluk ve haz veren aşkın, kişilerdeki "muhakeme yeteneğini yitirdiği" ve "saplantılı kişilik bozukluğuna" neden olduğu ortaya çıktı.


Saglik

YAZ SAATİNİN BİTMESİ KALBE YARARLI

yazarı: ctiy |kategorisi: Saglik |Tarihi: 31/10/2008



Türkiye'de yaz saati uygulaması geçtiğimiz pazar günü sona erdi. ABD'de ise uygulama önümüzdeki pazar günü sona erecek. Bazı bilimadamları ise, yaz saatinin sona ermesini, kalp hastalarına müjdeli haber olarak duyuruyor.

Cemal Demir'in haberi - New York

Türkiye'de yaz saati uygulaması geçtiğimiz pazar günü sona erdi. ABD'de ise uygulama önümüzdeki pazar günü sona erecek. Bazı bilimadamları ise, yaz saatinin sona ermesini, kalp hastalarına müjdeli haber olarak duyuruyor. Yanlış duymadınız, saatlerin 1 saat geri alınması kalbe iyi geliyor. İsveçli araştırmacıların geriye dönük olarak son 20 yılda kalp krizi oranları ile ilgili yaptığı araştırma, kalp krizi oranının saatlerin 1 saat geriye alınmasını takip eden ilk pazartesi günü dibe vurduğunu ortaya çıkardı. Araştırmacılara göre, bunun en önemli sebebi, saatlerin geri alınmasıyla kazanılan ekstra 1 saat. Mart ayında, yaz saati uygulamasının başlaması ise tam tersi bir etkiye sebep oluyor. Saatlerin ileri alınmasını takip eden ilk 3 günde kalp krizi oranı artıyor.

ABD'de yayınlanan "New England Journal of Medicine" adlı tıp dergisinin son sayısında yer alan araştırmayı, İsveçli doktorlar Dr. Imre Janszky ve Dr. Rickard Ljung kaleme aldı. Imre Janszky, geçtiğimiz bahar ayında saatlerin ileri alımasını takip eden günlerde değişen zamana uyum göstermekte zorlanıp otobüste uyuyakalınca, bu değişikliğin sağlık üzerindeki diğer etkilerini merak ettiğini ve araştırmaya bu şekilde başladıklarını kaydediyor.

Araştırmacılar daha sonra, uyku düzeninin bozulmasının ve vücut saatinin değişmesinin kalp üzerindeki etkileri için, İsveç'te 1987 - 2006 yılları arasında meydana gelen kalp krizlerinin zamanını araştırmaya başlamış. Kalp krizi vakalarının,saatlerin ileri alınmasını takip eden ilk pazartesi günü yüzde 5, ikinci gün yüzde 10 arttığı tespit edilmiş. Saatlerin geri alınmasında ise kalp krizi oranı ilk gün yüzde 5 düşüyor. Araştırmada, pazartesi günlerinin, ilk iş günü streesinden dolayı, kalp krizi vakalarının en çok yaşandığı gün olduğuna da vurgu yapılıyor. 

Güneşin erken batması yaya kazalarını da artırıyor

ABD'de bu konuda geçtiğimiz yıl yapılan bir araştırmada da, mesai saati bitiminde yaya kazalarının Kasım ayında, Ekim ayına göre oldukça arttığı tespit edilmişti. Uzmanlar, bunun en önemli sebebinin, yayaların güneşin erken batmasın alışamamaları olduğunu tespit etmişti. ABD'de yaz saati uygulaması bu cumartesi günü pazara bağlayan gece sona erecek. Dünyada yaklaşık 1,5 milyar insan her yıl yaz saati uygulaması yaşıyor. 

(Haber 7)

Saglik

DEVLETTEN ÇALIŞANLARA ILAÇ KOLAYLIĞI

yazarı: ctiy |kategorisi: Saglik |Tarihi: 31/10/2008

DEVLETTEN ÇALIŞANLARA ILAÇ KOLAYLIĞI

Devletten çalışanlara ilaç kolaylığı. 1 Ekim'den bu yana uygulanan yeni sistem, işyeri hekimine ilaç yazdırıldığında alınan 3-10 YTL'lik katılım payını kaldırdı.

Büyük tartışmalara neden olan ve 1 Ekim'den bu yana uygulanan muayene ücretinde çalışanlara kolaylık getirildi.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, 3-10 YTL arasında değişen katılım payının, kurum doktoruna ve işyeri hekimine muayene olup ilaç yazdıranlardan alınmadığını açıkladı. Vatandaşların 1'inci basamak sağlık kuruluşlarındaki doktorlara muayene olmasını öneren Acar, kurum ve işyeri hekimine reçete yazdıranların katılım payı ödemeyeceklerini vurguladı.

'Yığılma azalacak'

Acar, eskiden vatandaşın ilaç yazdırmak için bile tıp merkezine gittiğini, şimdi ise en küçük bir rahatsızlıkta hastanelere gitme alışkanlığının azalacağını söyledi. Hastanelerde yığılmaları önleyecek uygulama, 50'den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde uygulanıyor.  - takvim Saglik

| Sonraki »