Bugün 4 yeni film birden gösterime giriyor. Edebiyat tarihinin sıradışı şairi Sylvia Plath'ın yaşamı ve kocası Ted Hughes ile olan fırtınalı ilişkisini konu alan, yönetmenliğini Christine Jeffs'in yaptığı 'Sylvia' da bunlardan biri...

Filmde, Sylvia Plath'ı, Gwyneth Paltrow canlandırıyor. Filmin sürprizi ise Paltrow'un, bir dönemin ünlü yıldızlarından olan annesi Blythe Danner ile birlikte kamera karşısına geçmesi. Danner, Plath'ın annesi Aurelia rolünde. Plath'ın eşi Ted Hughes rolünde Daniel Craig, sevgilisi Assia Wevill rolünde Cehennemin Anatomisi'nde de izlediğimiz Amira Cassar var.
FİLMİN KONUSU
Sylvia, 20. yüzyılın en büyük şairleri Sylvia Plath ile Ted Hughes arasındaki tutkulu ama bir o kadar da trajedi yüklü ilişkiyi anlatıyor.
Film, Cambridge'de öğrenciyken başlayan ilişkilerini evliliklerinde de izliyor ve ilişkinin içindeki acı, sadakatsizlik ve hatta şiddet unsurlarını da ekranlara taşıyor. Birkaç ay gibi kısa bir sürede gerçekleşen olaylar hem Sylvia Plath'in yazdığı şiirlerle meşhur olmasına hem de akıl sağlığının zedelenmesine yol açıyor. Bunun sonucunda da otuz yaşındaki şair, yaşamına kendi elleriyle son veriyor.

'Bütün zamanların en iyi senaryo yazarı' olarak nitelendirilen Wİlliam Shakespeare'in defalarca sahnelenip beyazperdeye de uyarlanan Romeo ve Juliette'inin öyküsünü hatırlatıyor Karim Dridi'nin yönettiği Öfke (Fureur) adlı film. Çıkarları ters düşen iki aile ve onların birbirlerine deli gibi aşık olan çocukları. Başrollerde Samuel Le Bihan ile Nan Yu var.
FİLMİN KONUSU
Tran ailesi, 20 yıl önce Vietnam'dan göç edip Fransa'ya yerleşmiştir. Ramirezler ise iç savaş sırasında ülkelerini terkedip Fransa'ya gelen İspanyol kökenli bir ailedir. Tranlar'ın kızı ile Ramirezler'in oğlu birbirlerine delice aşıktır. Ancak ailelerinin çıkarları ve mensubu oldukları cemaatlerin öfkesi onların biraraya gelmesini engellemek için çalışmaktadır adeta.

Flash Dance ve Dirty Dancing, bugün 30'ların ikinci yarısını ya da 40'lı yaşlarını sürenlerin gençlik anıları arasında yer alıyor. Britney Spears, Backstreet Boys ve Usher gibi sanatçı ve topluluklar için çektiği video kliplerle tanınan yönetmen Bille Woodruff da günümüz gençliği için benzer tarzda bir filme imza attı: Honey. Dansçı olmak isteyen bir genç kızın öyküsünü anlatan filmde, Jessica Alba ve Mekhi Phifer başrolleri paylaşıyor.
FİLMİN KONUSU
Honey Daniels (Jessica Alba) hayatı boyunca hep bugünlerin gelmesini beklemiştir. Yıllardır eğitimini alarak geliştirdiği dans yeteneğini tüm dünyaya göstereceği günler gelip çatmıştır. Özlemini çektiği her şey artık sadece bir adım önündedir. Onu en çok seven insanlar bile, bu zor alanda dikkatleri üzerine çekebileceğine inanmamış, 'Mutlaka başaracağım' dediği zaman bile, hep kuşkuyla bakmışlardır. Ailesi tarafından önerilen ve güvenli gelecek vaat eden seçimlerden tatmin olmadığı için her şeye sırtını dönmüş; kendisini büyük kentin merkezine atmıştır. O artık bütün sokakları müzikle ve enerjiyle dopdolu büyük kentin kızıdır.
Ancak büyük kentte yaşayabilmek hiç kolay değildir. Buna rağmen, arzuladığı sonuca varmak için gereken her türlü mücadeleyi inatla ve gururla vermeye hazırdır. Çünkü hayallerinin, böylesine bir mücadeleye değer olduğunu düşünür. Her şeyden önce para kazanması gereklidir. Gün boyunca mahalledeki çocuklar için oluşturulan gençlik merkezinde hip-hop dansları öğretmeye başlar. Gece olup da yorucu çalışması sona erdiğinde soluğu kentin en gözde dans kulübünün pistinde alır. Eğitimini aldığı dans ile en büyük tutkusunun kesiştiği yer orasıdır. Honey artık keşfedilmeyi beklemektedir. Bu gecelerden birisinde Honey'in şans meleği ortaya çıkar. Danslarını gören bir video klip yönetmeni ona hayatının fırsatını verir...

Belli bir yaşa gelmiş pek çok insan gençlik yıllarına dönmek ister. Bunun tersi de mümkün elbette. Yetişkinliğe doğru yol alan pek çok yeniyetme de bir an önce büyümek ister. Yönetmenliğini Gary Winick'in üstlendiği Keşke 30 Olsam (13 Going on 30) bir an önce büyüyüp 30 yaşına gelmek isteyen bir genç kızın öyküsü üzerine kurulu sevimli bir komedi.
FİLMİN KONUSU
1987 yılıdır ve Jenna 13 yaşında, kadınlığın eşiğinde bir genç kızdır. Sorun şudur ki yetişkinlik çarçabuk gelmemektedir. Jenna anne babası tarafından bunaltılmakta, okulun popüler çocukları ve adını bile doğru dürüst bilmeyen aşkı tarafından görmezden gelinmektedir. En iyi arkadaşı ve komşusu Matt Flamhaff'ten başka zaman geçirecek kimsesinin olmamasından sıkılan Jenna, 13. yaş gününe okulun havalı çocuklarını davet eder. Ama parti tam bir felakettir. 'Cennette Yedi Dakika' oyunu için dolaba kilitlenen Jenna orada tek başına bırakılır ve kendini küçük düşmüş hisseder. Dolapta yalnız kalan Jenna tüm kalbiyle bir dilek tutar: Bir yetişkin olsam da, hep istediğim hayata kavuşsam diye geçirir içinden.
Mucizevi bir şekilde dileği gerçek olur...
Vizyonda bu hafta